21 Haziran 2012 Perşembe

ANKARA


Sessizsin Ankara..

Oyuncağını kaybetmiş bir çocuk, salıncaktaki tedirgin bebek, titreyen yaprak gibi sessizsin bugün.. Kimsesiz bir çocuğun hüznünden dökülen, yanağından süzülen, çenesinde biriken gözyaşı gibi sessizsin.. Havan bile bir değişik, aylardan olmuş neredeyse Haziran, sen hala yağmur çiseliyorsun en olmadık zamanlarda.. Rüzgarın da soğuk, esse ya şöyle ılık bir rüzgar, esse de ısıtsa gece vakti içimi? Ne kadar da başına buyruksun öyle Ankara?

Hem zaten…

Bencilsin de Ankara…

Keyfine göre yağmur, keyfine göre rüzgar, keyfine göre güneş.. Sen istersen var olan, istemezsen yok oluyor.. Ne zamanki birisi, bir şey seninle aşık atacak olsa kafamda, hep çirkefleşiyorsun Ankara.. Tahammül edemiyorsun başka güzelliklere, kıskanıyorsun, “İlle de ben!” diyorsun o sessizliğinle.. Gündüzünün ardında gecen gelirken, sessizliğinle sen her seferinde beni tekrar kandırıyorsun..

Üstüne üstlük…

Bazen çok çekilmezsin Ankara..

Belli değil ki ne zaman gülümseyeceğin, ya da ne zaman hüzünleneceğin? Çıksam Kurtuluş Tepesi’ne, seyretsem seni tüm benliğinle; kimi zaman sönüyor ışıkların hüzünle erkenden, ya da bazen havai fişekler aydınlatıyor çehreni sen gülümserken.. Kale’den gün batımını izlerken üstüne çöken masumiyet, yerini karmaşık bir hareketliliğe bırakıyor Sakarya gecelerinde.. Adımlarımı Bestekar’da çalan şarkılarınla atarken, aklım Tunalı’da kalabiliyor.. Sen, serin yaz gecelerinde gökyüzünü yıldızlarla süslüyorsun ama, ben onlara dokunamıyorum ki Ankara?

Ama yine de…

Sen ne vakit beyaza bürünsen, Kuğulu’da oturup kahve içmek, ayazına eşlik etmek keyif veriyor Ankara.. Ne vakit kahveme eşlik edecek birini arasam, apansız çıka geliyorsun en içten samimiyetinle.. Bazen dudağımda inceden bir ıslık, senin caddelerin tenha, ben hayta; rüzgarınla bana eşlik ediyorsun Ankara.. Kaleden izlerken gün batımını, üzerine çöken masumiyetine her defasında aşık oluyorum.. Sonbaharın ayrı güzel, kış vaktin apayrı.. Bir tek yaz geldiğinde katlanmak zor oluyor sana, bir tek yaz vakti -o da arada bir, bir kaç gün yeterli- seni bırakıp gitmek istiyorum; ah bir de denizin olsaydı kenarında demlenebileceğim..

Ne güzel olurdu..

Değil mi Ankara?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder